14 Nisan 2013 Pazar

Benjamin Drogba Button'ın Tuhaf Hikayesi



  İster Benjamin Button deyin isterseniz yıllanmış şarap, ama ortada bir gerçek var ki bu adam başka bir adam..


    Geldiği günden bugüne Ünal Aysal'ı, Fatih Terim'i, Melo'yu, Semih'i, kulüpte çalışanları, seni, beni yani 
Galatasaray'ı öyle sahiplendi öyle benimsedi ki hem keyif alıyor hem keyif veriyor, hem savaşıyor hem de savaştırıyor..

    Şahsen Karabük deplasmanından aklımda kalacak resim büyük ustanın takımı toplayıp maçtan sonra yaptığı konuşmaydı, hatırlamak istemeyeceğim olay ise iki senedir müthiş oynamasına rağmen kariyer olarak, doygunluk olarak Sneijder ve Drogba'nın ötesinden berisinden geçemeyecek Burak Yılmaz'ın onların yarısı kadar çabalamaması ve sahada ki umursamaz tavırlarıydı.. Bir an önce bu durumdan kurtulmalı Kral çünkü ona çok ihtiyacımız var..




       Ve son olarak belirtmek lazım ki siz ne yaparsanız yapın ''Bu Takım Bu Sene Söke Söke Şampiyon''






   

19 Mart 2013 Salı

Yeni Düzen

 
   12 Mart Schalke maçıyla futbol dünyasına gözlerini açan yeni Galatasaray formasyonu avrupa ve ligde ki çok kritik virajları şahane ilk yarılar oynayarak atlatmayı başardı..

    Aslında Sneijder ve Drogba transferlerinden sonra takım hep yukarıda ki oyuncular üzerinden oynuyordu ( tabi ki yabancı sınırlaması nedeniyle bir kişi dışarda kalmak zorunda ) fakat düzen tam olarak hiç bir zaman bu olmadı genellikle Sneijder sol koridorda kullanıldı veya Burak yada Drogba'dan biri sağ çizgiye yardım ediyordu ve Wesley'de forvet arkasında kullanılıyordu. Kanımca ilk olarak bu düzenin kullanılmasında ki temel mantık Selçuk İnan'ı kendi bölgesinden ayırmamaktı ki gayet akıllıca görünüyordu zira Selçuk'un geçen senenin başındaki 4-5-1 formasyonunda gösterdiği performans pek iç açıcı değildi, ne zaman Galatasaray 4-4-2 ye döndü Selçukta çok iyi performanslar göstermeye başladı..

   Terim'in Wesley ve Drogba'dan maksimum performansı almak ayrıca takımın temel yapı taşlarınıda kesmemek için denediği son dizilim 4-1-2-1-2 oldu ve takım hem hücum hem savunma anlamında bir adım ileri gitti çünkü bu sistem kaliteli ve doğru oyuncularla hem 4-4-2ye hem de 4-3-3e kolayca dönüşebiliyor ..

   Son düzende konsantre bir şekilde iki maç oynandı ve istenilen alındı, bu yapıda oyun merkezinin kurulabilmesiyle Eboue'nin önünde ki boş alanda nasıl bir etki gösterebileceğini, Melo'nun klasik ön libero huyu olarak tek başına daha etkili olabildiğini, Wesley'nin gerçek mevkisinde ki kalitesini, Drogba'nın gol atmadan da nasıl şahane forvet oynayabildiğini, Burak'ın beslendikçe daha çok şahlandığını ve Selçuk İnan'ın kendi kalitesini yeteneğini arttırmakta  ne kadar doyumsuz olabildiğini gördük..





 

  Bir parantezde Maestro'ya; hala bu oyuncu grubunun lideri olduğuna inandığım Selçuk yeni mevkisinde daha çok hücumların içinde kalabiliyor ve Riera'ya müthiş destek veriyor ayrıca oyun hep onun üzerinden şekilleniyor.. Galatasaray gerçekten çok çok farklı çok çok ayrı yerde duran müthiş bir insana şahane bir profesyonele harikulade bir futbolcuya sahip.. Mehmet Demirkol'un dediği gibi Selçuk Galatasaray'a transferiyle Türk Futbol tarihinin kaderini değiştirmiştir.. İyi ki bizimle bu yolda yürüyorsun büyük kaptan..

4 Şubat 2013 Pazartesi

Sabri ''REİS'' Sarıoğlu



        Maç: BJK 3-3: GS
        Yer:İnönü Stadı..
   Beşiktaş taraftarı kenarda ısınan Galatasaraylı futbolculara yabancı madde atıyor...
   Sabri o atılanları reklam panolarının arkasına saklıyor...
   Maç sonu:

   MUHABİR: Sabri neden yabancı maddeleri sakladın?

   SABRİ: Abi adamlar zaten zor durumda, bide para cezası yemesin..
 



               Siz futbolculuğuyla hergün dalga geçiyosunuz belki ama hayal bile edemeyeceğiniz bir yerde o;
            Galatasaray Kaptanlığı yaşayan bi futbolcu Sabri Sarıoğlu, o hayranlıkla izlediğiniz Sneijder, Drogba, Selçuk, Hamit, Muslera, Burak, Melo, Eboue gibi yıldızların kaptanı..

O buralara çocuk yaşta girdiği Florya'da çalışarak geldi..

                 Hepinizden daha iyi bi Galatasaraylı Sabri, çok iyi bir insan, çok iyi bir baba ve Adam gibi Adam..

Diğer takım taraftarlarının  ne dediği hiç önemli değil ama Galatasaray taraftarı lütfen şu rezilliği siz yapmayın en azından..
          

23 Ocak 2013 Çarşamba

''Efsane Olmaya Geldim''

 

  Öncelikle bu transferle ilgili Galatasaray taraftarına en çok ümit vaadeden olay, ne Sneijder'in yüksek meblağlı transfer öyküleri, ne pırıl pırıl CV'si, ne de dünyada ki popülaritesi. Benim açımdan muhtemel Sneijder performansının en önemli göstergesi; portakalların kaptanın İstanbul'a adım attığı saatten imza töreninin sonuna kadar  göstermiş olduğu davranışlar ve söylemleri..

  Mr. Sniper o kadar içten o kadar sıcak ve mutlu geldi ki ülke topraklarına gözlerinde genç bi oyuncuda ki açlığı görebilirsiniz -ki kendisi de sık sık bunu dillendirdi-

  Daha önce basın mensuplarının karşısına geçen ''Hagi varisleri'' Hagi büyük bi oyuncu ve efsaneydi onunla kıyaslanmak beni onurlandırıyor derken Wesley buna başlıkta ki cümleyi de ekliyordu.. ''Ben de efsane olmaya geldim''




  Wes'in Türkiye'de ki umut vaadeden performansının bir diğer faktörü de Mourinho ile olan ilişkisi..
Bu ilişkinin umut vaadetmesinin sebebi tabi ki İmparator.. Çünkü Terim ve Mou'nun kişilikleri ve takıma olan etkileri birbirlerine oldukça benzer..

   Sneijder'in Jose ile ilişkileri o kadar ki; Wesley kendisini dinlenmesi için tatile gönderen Mou için 3 kupalı sezon sonunda şu cümleleri sarfediyordu: ''Tatilden döndüğümde O'nun için ölmeye ve öldürmeye hazırdım'

   Hagi, Melo, Tümer, Engin gibi özel yönetici isteyen futbolculardan yeterli katkıyı almayı bilen Sinyor Terim profesyonelliği parmakla gösterilen Sneijder'i kazanmak için çok fazla vakit kaybetmeyeceği ve onunla çalışan her futbolcu gibi kendine ''aşık'' edeceği de aşikar..



   Wesley transferinde şahsi olarak kafama takılan tek soru işareti süperstarın gelişiyle Efsane ''Eleman'' Fatih Terim'in şampiyonluğu getiren çift forvetten mi yoksa milyonlar döktüğü Amrabat'tan mı vazgeçeceği.. Çift forvetle devam edilmesi için beklerin önlerinde ki yüz metreyi etkin kullanabilme yetilerinin olması lazım.. Eboue Afrika kupasına giderken böyle bi performansı yoktu, Riera'da kendinden beklenenin üstünde bi kanat savunucusu performansı gösterse de o tempoda bi futbolcu olması imkansız.. Görünürde ki transfer politikası da stoper üzerine yoğunlaştığını düşünürsek tek forvet sistemi üzerinde devam edilecek gibi.. Bu sistemde son şampiyona avantaj getirecek çok önemli bir unsur var, forvet ve kanatlarla orta ikili arasındaki iletişimsizliğin giderilmesiyle top daha verimli bi şekilde, daha hızlı bi tempoyla 2. 3. bölgede kalacak bu sayede de Selçuk daha etkin olduğu öne, Amrabatta daha etkili olduğu en kenara itilecek. 




  Son cümlelerimizde ise bu transferin görünen parlak yüzünde bahsedelim ve bu süperstarın Hollanda milli takımı kaptanı olduğunu, Eredivisie de La Liga da Seria A da şampiyonluklarını, Dünya kupası finalini, Şampiyonlar Ligi kupasını, şimdiye kadar ödenen toplam bonservis miktarının 50 milyon Euro'yu geçtiğini, henüz 28 yaşında olduğunu, 415 resmi maçta 107 gol 104 asist yaptığını hatırlatalım ve ilk yazımızı tamamlayalım

  Blog'da ki ilk yazı ve Wesley Benjamin Sneijder Galatasarayımıza hayırlı uğurlu olsun :)

Takip et: @ikirenktekask Takip et: @ikirenktekask